Çoğu kez bu his, tamamen normal ve zararsızdır. Özellikle kalp hastalığı riskiniz yoksa, karında hissettiğiniz ritmik atış vücudunuzun sağlıklı çalıştığının bir göstergesi bile olabilir. Ancak bu durumu dikkatlice değerlendirmek önemlidir.
Bu his daha belirgin olabilir; örneğin sırtüstü uzanırken dizleri biraz çektiğinizde karın kaslarınız gevşer ve atardamarın nabzı karın duvarına yakınlaşır. Zayıf kişilerde bu atım dışarıdan bile görülebilir ve tamamen fizyolojik bir durumdur.
Nadir olsa da bu his, abdominal aort anevrizması gibi ciddi bir durumun belirtisi olabilir. Eğer bu atım sürekli hissediliyor ya da ağrı, baskı, ağrı gibi senkop benzeri belirtiler eşlik ediyorsa, zaman kaybetmeden tıbbi değerlendirme yapılmalıdır.
İçerik
Midenin Kalp Gibi Atması Her Zaman Bir Sorun Mudur?
Hayır, çoğu zaman bu his tamamen normal ve zararsızdır. Özellikle 50 yaşın altındaysanız, bilinen bir kalp damar hastalığı riskiniz yoksa ve genel sağlık durumunuz iyiyse, endişelenmenize gerek yoktur. Bu vücudunuzun sağlıklı bir şekilde çalıştığının bir göstergesi bile olabilir. Vücudumuzdaki en büyük atardamarın güçlü atışını hissetmek fizyolojik bir durumdur.
Ancak nadiren de olsa, bu his altta yatan ciddi bir durumun, yani Abdominal Aort Anevrizması’nın (AAA) belirtisi olabilir. AAA, aort damarının karın bölgesindeki duvarının zayıflayarak balonlaşmasıdır. Bu nedenle hissin kaynağını netleştirmek önemlidir.
Hangi Durumlarda Midenin Kalp Gibi Atması Daha Belirgin Hissedilir?
Bazı durumlarda bu normal nabız hissi daha kolay fark edilebilir hale gelir.
- Uzanırken: Sırtüstü yattığınızda, özellikle dizlerinizi hafifçe karnınıza doğru çekerseniz, karın kaslarınız gevşer. Bu pozisyonda aort damarı karın duvarına daha yakın olabilir ve nabzı hissetmek kolaylaşır. Zayıf kişilerde bu atım dışarıdan bile görülebilir.
- Yemek Sonrası: Yemek yedikten sonra sindirim sistemi daha aktif çalışır. Vücut, mide ve bağırsaklara daha fazla kan pompalar. Aortadan geçen kan akımının artması, nabzın daha güçlü hissedilmesine neden olabilir.
- Hamilelikte: Gebelik sırasında vücuttaki kan hacmi artar. Kalp daha fazla kan pompaladığı için aortadaki nabız daha belirginleşebilir. Bu annenin kendi nabzıdır, bebeğin değil.
- Zayıf Olmak: Karın bölgesinde az yağ dokusu olan kişilerde, aort ile cilt yüzeyi arasındaki mesafe daha azdır. Bu da nabzın daha kolay hissedilmesine yol açar.
Bu durumlar hissin neden daha belirgin olduğunu açıklar ve genellikle endişe nedeni değildir.
Midenin Kalp Gibi Atması Ne Zaman Abdominal Aort Anevrizması (AAA) Belirtisi Olabilir?
Karında hissedilen nabız hissi, özellikle bazı durumlarda ciddi bir sorun olan Abdominal Aort Anevrizması’na (AAA) işaret edebilir. AAA, aort damarının karın içindeki bölümünün anormal şekilde genişlemesi, yani balonlaşmasıdır. Damar çapının normalin 1.5 katına çıkması veya 3 cm’yi aşması anevrizma olarak kabul edilir.
Bu nabız hissi, özellikle belirli risk faktörlerine sahip kişilerde daha fazla şüphe uyandırmalıdır. İleri yaş, erkek cinsiyet, sigara kullanımı ve ailede anevrizma öyküsü bu risk faktörlerinin başında gelir. Eğer bu risk faktörlerinden bir veya birkaçı sizde varsa ve karnınızda nabız hissediyorsanız, bir doktora görünmeniz önemlidir.
Midenin Kalp Gibi Atması Dışında AAA’nın Başka Belirtileri Var mıdır?
Evet, AAA genellikle sinsi ilerlese de büyüdükçe veya yırtılmaya yaklaştıkça başka belirtiler de verebilir. Nabız hissine ek olarak karında, sırtta veya yanlarda derinden gelen, sürekli, kemirici veya zonklayıcı tarzda bir ağrı en sık görülen belirtidir. Bu ağrı genellikle pozisyonla pek değişmez.
Daha nadiren, anevrizma çevre organlara baskı yaparsa karında dolgunluk, erken doyma veya kilo kaybı görülebilir. Anevrizma içindeki pıhtıların kopup bacaklara gitmesi sonucu ayaklarda ani soğuma veya morarma da olabilir. Ancak unutmayın AAA’ların çoğu yırtılana kadar hiç belirti vermeyebilir. Bu yüzden “sessiz katil” olarak da bilinir.
Midenin Kalp Gibi Atması Durumunda AAA Yırtılırsa Ne Olur?
Bu ne yazık ki en korkulan senaryodur ve acil tıbbi müdahale gerektiren, hayati tehlike taşıyan bir durumdur. Anevrizma duvarı yırtıldığında (rüptür), aortadan karın boşluğuna kontrolsüz ve yoğun bir iç kanama başlar.
Bu durum genellikle şu belirtilerle kendini gösterir. Karında veya sırtta ani başlayan, çok şiddetli, yırtılır tarzda bir ağrı olur. Buna hızla gelişen tansiyon düşüklüğü, hızlı kalp atışı, baş dönmesi, soğuk terleme, hatta bilinç kaybı eşlik eder. Yırtılmış bir AAA’da ölüm oranı çok yüksektir, hastaların önemli bir kısmı hastaneye ulaşamadan kaybedilir. Bu nedenle en ufak şüphede derhal 112 aranmalıdır.
Midenin Kalp Gibi Atması ile İlişkili AAA İçin Ana Riskler Nelerdir?
AAA gelişiminde bazı faktörler riski belirgin şekilde artırır. Bunları bilmek önemlidir.
- Sigara İçmek: En önemli risk faktörüdür. Sigara dumanındaki kimyasallar aort duvarını zayıflatır. Ne kadar uzun süre ve ne kadar çok sigara içildiyse risk o kadar artar. Sigarayı bırakmak riski azaltır.
- Yaş: Risk yaşla birlikte artar, özellikle 65 yaşından sonra belirginleşir.
- Cinsiyet: Erkeklerde kadınlara göre çok daha sık görülür.
- Aile Öyküsü: Anne, baba veya kardeş gibi birinci derece akrabalarda AAA olması riski artırır. Genetik bir yatkınlık söz konusudur.
Bu ana risk faktörleri, kimlerin AAA açısından daha dikkatli olması gerektiğini gösterir.
Midenin Kalp Gibi Atması Durumunda Dikkate Alınması Gereken Başka AAA Risk Faktörleri Var mı?
Evet, ana risk faktörlerinin yanı sıra başka durumlar da AAA gelişme olasılığını etkileyebilir.
- Ateroskleroz (Damar Sertliği): Damar duvarlarında yağ ve kireç birikmesi (plak oluşumu) damarı zayıflatır ve anevrizma gelişimine zemin hazırlar. Bu en yaygın altta yatan nedendir.
- Yüksek Tansiyon (Hipertansiyon): Kontrol altında olmayan yüksek tansiyon, aort duvarına sürekli baskı yaparak onu yıpratır.
- Diğer Faktörler: Yüksek kolesterol, vücudun başka yerlerinde damar hastalığı olması (örneğin bacak damarlarında tıkanıklık), bazı genetik bağ dokusu hastalıkları (Marfan Sendromu gibi), damar iltihapları veya nadiren enfeksiyonlar da riski artırabilir.
Birden fazla risk faktörüne sahip olmak, riski daha da yükseltir. Örneğin sigara içen yaşlı bir erkeğin ailesinde de anevrizma öyküsü varsa, riski oldukça yüksektir.
Midenin Kalp Gibi Atması Şikayetinde Doktor Muayenesi Nasıl Olur?
Bu şikayetle doktora gittiğinizde, doktor öncelikle sizinle detaylı bir şekilde konuşacaktır. Belirtilerinizi, ne zamandır devam ettiğini, eşlik eden başka şikayetler olup olmadığını soracaktır. Sigara kullanımı, aile öyküsü gibi risk faktörlerinizi ve genel sağlık durumunuzu öğrenmek isteyecektir.
Ardından fizik muayene yapacaktır. Karnınızı dinleyerek anormal bir damar sesi (üfürüm) olup olmadığını kontrol edebilir. Ayrıca eliyle karnınızı muayene ederek, özellikle göbek çevresinde atımlı bir kitle (genişlemiş aorta) hissetmeye çalışabilir. Ancak fizik muayene, özellikle kilolu kişilerde veya anevrizma küçükse, tek başına tanı koymak için yeterli değildir.
Midenin Kalp Gibi Atması Durumunda AAA Şüphesi İçin Hangi Görüntüleme Testleri Yapılır?
Fizik muayene bulguları veya risk faktörleriniz AAA şüphesi uyandırıyorsa, doktorunuz tanıyı doğrulamak veya dışlamak için görüntüleme testleri isteyecektir.
- Abdominal Ultrasonografi (USG): Genellikle ilk tercih edilen testtir. Ses dalgalarıyla karın içindeki aort damarını görüntüler. Güvenli, ağrısız, radyasyon içermez ve anevrizmayı saptamada oldukça başarılıdır. Anevrizmanın boyutunu ölçmek ve takip etmek için de kullanılır. Tarama amacıyla da en sık kullanılan yöntem budur.
- Bilgisayarlı Tomografi (BT): Daha detaylı görüntüler sağlar. Anevrizmanın tam yerini, boyutunu, çevre dokularla ilişkisini gösterir. Özellikle ameliyat planlaması yapılıyorsa çok değerlidir. Genellikle damarları daha iyi görmek için koldan ilaç (kontrast madde) verilerek yapılır (BT Anjiyografi).
- Manyetik Rezonans Görüntüleme (MRG): BT gibi detaylı bilgi verir, radyasyon içermez. Bazen kontrast madde ile birlikte yapılır (MR Anjiyografi).
Kesin tanı ve anevrizmanın özelliklerinin belirlenmesi bu görüntüleme yöntemleri sayesinde olur.
Midenin Kalp Gibi Atması Hisseden Herkes AAA Taraması Yaptırmalı mı?
Hayır, herkesin tarama yaptırmasına gerek yoktur. Tarama önerileri, özellikle riskin yüksek olduğu belirli gruplara yöneliktir. Amaç belirti vermeyen anevrizmaları yırtılmadan önce yakalamaktır.
Güncel önerilere göre, 65-75 yaş arasındaki erkeklerden hayatı boyunca sigara içmiş olanların, karın ultrasonu ile tek seferlik AAA taraması yaptırması tavsiye edilir. Hiç sigara içmemiş 65-75 yaş arası erkekler için ise karar, diğer risk faktörlerine ve doktorun değerlendirmesine göre bireysel olarak verilir. Kadınlarda rutin tarama genellikle önerilmez, çünkü riskleri daha düşüktür. Ancak unutmayın bu öneriler hiçbir şikayeti olmayan kişiler içindir. Eğer karında nabız hissi gibi belirtileriniz varsa, yaşınız ne olursa olsun mutlaka doktora başvurmalısınız.
Midenin Kalp Gibi Atması ile Karışabilen Reflü (GERD) Belirtileri Nelerdir?
Karındaki nabız hissi genellikle aortadan kaynaklansa da üst karın veya göğüs bölgesindeki başka rahatsızlıklar bazen farklı durumların işareti olabilir. Gastroözofageal Reflü Hastalığı (GERD), yani mide asidinin yemek borusuna kaçması, bu bölgede sıkça rahatsızlığa neden olur.
GERD’in en bilinen belirtileri göğüs kemiği arkasında yanma (mide ekşimesi) ve ağıza acı veya ekşi sıvı gelmesidir. Ancak GERD bazen daha farklı belirtiler de verebilir. Kalp ağrısını taklit edebilen göğüs ağrısı, üst karın bölgesinde rahatsızlık veya ağrı, yutma güçlüğü, ses kısıklığı, inatçı öksürük gibi şikayetler de GERD’den kaynaklanabilir. Bu belirtilerin yeri, bazen AAA ağrısının hissedildiği bölgeyle karışabilir.
Midenin Kalp Gibi Atması ile Mide Fıtığı (Hiatal Herni) Arasında Bir Bağlantı Var mı?
Doğrudan bir bağlantı yoktur. Mide fıtığı, midenin üst kısmının diyaframdaki açıklıktan göğüs boşluğuna doğru kaymasıdır ve nabız hissine neden olmaz. Ancak özellikle büyük mide fıtıkları, tıpkı GERD gibi üst karın veya göğüs bölgesinde rahatsızlığa yol açabilir.
Mide fıtığı olan kişilerde sıkça reflü belirtileri görülür. Ayrıca göğüste baskı hissi, ağrı (bazen kalp krizi gibi hissedilebilir), nefes darlığı, yutma güçlüğü veya yemek sonrası erken doyma gibi şikayetler de olabilir. Yine burada önemli olan nokta, belirtilerin hissedildiği bölgenin (üst karın/alt göğüs) AAA belirtilerinin hissedilebileceği bölgeyle aynı olmasıdır. Bu durum nadiren de olsa tanısal karışıklığa yol açabilir.
Midenin Kalp Gibi Atması Dışında Üst Karın Rahatsızlığı Varsa GERD Nasıl Teşhis Edilir?
Eğer şikayetlerinizin GERD’den kaynaklandığı düşünülüyorsa, doktorunuz tanıyı netleştirmek için bazı adımlar atacaktır. Genellikle ilk olarak belirtileriniz dinlenir. Tipik reflü şikayetleriniz varsa, mide asidini baskılayan Proton Pompa İnhibitörü (PPI) grubu ilaçlarla bir tedavi denemesi yapılabilir. Şikayetleriniz bu ilaçla düzelirse, GERD tanısı büyük ölçüde doğrulanmış olur.
Ancak tanı belirsizse veya komplikasyon şüphesi varsa, endoskopi (gastroskopi) yapılabilir. Bu işlemle yemek borusu ve mide direkt olarak görüntülenir, hasar olup olmadığına bakılır. Bazen, özellikle ilaç tedavisine yanıt alınamayan veya ameliyat düşünülen hastalarda, yemek borusuna kaçan asit miktarını ölçen 24 saatlik pH monitorizasyonu gibi daha ileri testler gerekebilir.
Midenin Kalp Gibi Atması ile Karışabilecek Belirtilerde Mide Fıtığı Tanısı Nasıl Konur?
Mide fıtığı şüphesi varsa, tanı için genellikle ilk tercih edilen yöntem “Baryumlu Grafi” yani ilaçlı mide filmidir. Size baryum içeren bir sıvı içirilir ve yutkunurken röntgen filmleri çekilir. Bu sayede midenin konumu ve fıtığın olup olmadığı, varsa büyüklüğü net olarak görülür.
Endoskopi (gastroskopi) de mide fıtığını teşhis etmede yardımcı olabilir. Doktor, kamera ile mideye bakarken fıtığı doğrudan görebilir. Bazen, özellikle büyük veya karmaşık fıtıklarda veya ameliyat planlaması için Bilgisayarlı Tomografi (BT) de istenebilir. Her iki durumun (GERD ve mide fıtığı) tanısında da doktorunuzun değerlendirmesi ve uygun testleri seçmesi esastır.
Midenin Kalp Gibi Atması Olmayan Ama Reflüsü Olanlar İçin Yaşam Tarzı ve İlaç Önerileri Nelerdir?
Reflü (GERD) teşhisi konulduğunda, tedavi genellikle yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaçlarla başlar. Kilo vermek (eğer fazla kilonuz varsa), yatak başını yükseltmek çok önemlidir. Reflüyü artıran yağlı, baharatlı yiyeceklerden, çikolata, kahve, alkol gibi tetikleyicilerden uzak durmak faydalıdır. Sigarayı bırakmak ve yatmadan hemen önce yemek yememek de önerilir.
İlaç olarak mide asidini nötralize eden antasitler geçici rahatlama sağlayabilir. Daha etkili ve uzun süreli kontrol için doktorunuz H2 blokerleri veya sıklıkla Proton Pompa İnhibitörleri (PPI) reçete edecektir. PPI’lar reflü tedavisinde en etkili ilaç grubudur.
Midenin Kalp Gibi Atması Dışındaki Şikayetlerde Reflü ve Mide Fıtığı İçin Ameliyat Ne Zaman Düşünülür?
Yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavisine rağmen reflü şikayetleri kontrol altına alınamıyorsa, ilaçları sürekli kullanmak istemiyorsanız veya reflüye bağlı yemek borusunda ciddi hasar ya da darlık gibi komplikasyonlar gelişmişse ameliyat bir seçenek haline gelir. Ayrıca büyük ve sürekli şikayete neden olan mide fıtıklarında da genellikle cerrahi tedavi önerilir. Ameliyat kararı, hastanın durumu şikayetlerinin şiddeti ve tercihlerine göre doktorla birlikte verilir.
Ameliyatın amacı, mide fıtığını onarmak ve mide içeriğinin yemek borusuna geri kaçışını engelleyen bir mekanizma oluşturmaktır.
Midenin Kalp Gibi Atması ile İlgisiz Reflü/Fıtık Ameliyatlarında Modern Yöntemler Nelerdir?
Günümüzde reflü ve mide fıtığı ameliyatları çoğunlukla “minimal invaziv” yöntemlerle, yani küçük kesilerle yapılır. En yaygın yöntem laparoskopik cerrahidir. Karından açılan birkaç küçük delikten kamera ve özel aletlerle girilerek ameliyat gerçekleştirilir. Bu yöntem açık ameliyata göre daha az ağrı, daha hızlı iyileşme ve daha iyi kozmetik sonuçlar sunar.
Robotik cerrahi de başka bir minimal invaziv seçenektir. Cerrahın robotik kolları bir konsoldan yönettiği bu yöntemin de laparoskopiye benzer sonuçları vardır, ancak maliyeti daha yüksek olabilir. Ameliyatta bazen fıtık onarımını güçlendirmek için yama (mesh) kullanılabilir, ancak bu her zaman gerekli değildir ve cerrahın kararına bağlıdır.

Op. Dr. Ahmet Bekin, 1983 yılında İstanbul’da doğdu. 2006 yılında Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu ve 2011 yılında İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Uzmanlık eğitimini tamamladıktan sonra fıtık cerrahisi, reflü cerrahisi, obezite cerrahisi, ileri laparoskopik cerrahi ve robotik cerrahi alanlarında çalıştı. Ayrıca endokrin cerrahisi, onkolojik cerrahi ve minimal invaziv cerrahi alanlarında da eğitim aldı. Halen İstanbul’daki özel kliniğinde Türkiye’nin yanı sıra Almanya ve Fransa gibi ülkelerden de hasta kabul etmektedir.
