Mide Fıtığı Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Ameliyatı

Türkiye’de Mide Fıtığı ameliyatı yapan en iyi genel cerrahi doktorlarından biri olan Dr. Ahmet Bekin, reflüye neden olan ve yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyen mide fıtığı vakalarında başarılı cerrahi çözümler sunmaktadır. Mide fıtığı, midenin bir kısmının diyafram açıklığından göğüs boşluğuna kaymasıyla oluşur ve çoğu zaman mide yanması, göğüs ağrısı ve yutma güçlüğü gibi şikâyetlerle kendini gösterir. Dr. Ahmet Bekin, Türkiye’de Mide Fıtığı ameliyatı yapan hastaneler arasında öne çıkan modern merkezlerde, kapalı (laparoskopik) yöntemlerle güvenli ve hızlı iyileşme sağlayan operasyonlar gerçekleştirmektedir.

Mide fıtığı ameliyatı fiyatları; hastalığın şiddeti, uygulanacak cerrahi teknik ve tedavinin yapılacağı merkeze göre farklılık gösterebilir. Ameliyat öncesi sonrası süreçte doğru planlama ve hasta eğitimi, tedavi başarısını artırırken komplikasyon risklerini en aza indirir. Mide fıtığı sonrası doktor tavsiyeleri ise, iyileşme sürecinin konforlu geçmesini ve fıtığın tekrar etmemesini sağlar. Siz de bu konuda detaylı bilgi almak ve Dr. Ahmet Bekin’den randevu oluşturmak için bizimle hemen iletişime geçebilirsiniz.

7/24 WhatsApp İçin Tıklayın!

7/24 WhatsApp İçin Tıklayın!

    İletişim Formu Kapsamında İşlenecek Kişisel Verilerinize İlişkin Aydınlatma Metnini okumak için tıklayınız.

    *En iyi şekilde geri dönüş yapabilmemiz için tüm alanları doldurmanızı öneririz.
    Mide Fıtığı Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Ameliyatı

    Genel Cerrahi Uzmanı
    Op. Dr. Ahmet Bekin Kimdir?

    İstanbul'da fıtık ameliyat yapan doktorlardan Dr. Ahmet Bekin genel cerrahi alanında uzmanlaşmıştır. Tıp kariyeri boyunca fıtık, reflü ve obezite cerrahisi başta olmak üzere ileri laparoskopik ve robotik cerrahi uygulamalarında geniş deneyim kazanmıştır. 

    Genel Cerrahi Uzmanı
    Op. Dr. Ahmet Bekin Kimdir?

    İstanbul'da fıtık ameliyat yapan doktorlardan Dr. Ahmet Bekin genel cerrahi alanında uzmanlaşmıştır. Tıp kariyeri boyunca fıtık, reflü ve obezite cerrahisi başta olmak üzere ileri laparoskopik ve robotik cerrahi uygulamalarında geniş deneyim kazanmıştır. Minimal invazif cerrahi, lazerle cerrahi tedaviler, tek kesiden cerrahi (Single Incision Surgery), endokrin ve onkolojik cerrahi gibi modern yaklaşımlarla hastalarına hizmet vermektedir. Türkçe’nin yanı sıra İngilizce ve Arapça dillerinde de iletişim kurabilmektedir.

    • 2000 – 2006 Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi
    • 2006 – 2011 İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi (Çapa) Genel Cerrahi Anabilim Dalı’nda Uzmanlık Eğitimi
    Sertifikalar
    Mide Fıtığı Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Ameliyatı
    Mide Fıtığı Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Ameliyatı
    Mide Fıtığı Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Ameliyatı
    Mide Fıtığı Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Ameliyatı
    Mide Fıtığı Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Ameliyatı
    Mide Fıtığı Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Ameliyatı
    Mide Fıtığı Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Ameliyatı
    Mide Fıtığı Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Ameliyatı
    Mide Fıtığı Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Ameliyatı
    Mide Fıtığı Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Ameliyatı
    Mide Fıtığı Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Ameliyatı
    Mide Fıtığı Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Ameliyatı

    Mide Fıtığı Nedir?

    Mide fıtığı, midenin bir kısmının diyaframdaki açıklıktan göğüs boşluğuna kaymasıyla oluşan bir durumdur. En sık görülen tipi hiatal fıtıktır. Bu durum, mide asidinin yemek borusuna kaçmasına neden olarak reflü belirtilerine yol açabilir. Belirtiler arasında mide yanması, göğüs ağrısı, yutma güçlüğü ve geğirme yer alır. Tanı genellikle endoskopi veya görüntüleme yöntemleriyle konur ve tedavi yaşam tarzı değişiklikleriyle başlar, gerekirse cerrahi uygulanır.

    BT görüntülemesinde görülen büyük bir mide fıtığı
    BT görüntülemesinde görülen büyük bir mide fıtığı
    TanımMidenin bir kısmının, diyaframdaki yemek borusu açıklığından göğüs boşluğuna doğru kayması sonucu oluşan bir durumdur.
    Türleri1. Kayma Tipi Fıtık (Sliding Hernia): En sık görülen tip; mide ve yemek borusu birleşim yeri yukarı kayar.

    2. Paraösefageal Fıtık: Daha nadir ancak ciddi olabilir; midenin bir kısmı diyaframın yanında sıkışır.

    NedenleriDiyafram kaslarının zayıflaması, yaşlanma, karın içi basıncı artıran durumlar (gebelik, ağır kaldırma, kabızlık, obezite), travma, genetik yatkınlık.
    BelirtilerGöğüs ağrısı, mide yanması, reflü, yutma güçlüğü, boğazda takılma hissi, geğirme, nadiren mide kanaması veya demir eksikliği anemisi.
    Risk Faktörleri50 yaş üstü bireyler, obezite, sigara kullanımı, kronik öksürük, sık sık ağır kaldırma.
    Tanı YöntemleriEndoskopi, baryumlu mide grafisi, manyetik rezonans görüntüleme (MR), yemek borusu manometrisi.
    Tedavi YöntemleriMedikal Tedavi: Reflüyü önlemek için proton pompa inhibitörleri (PPİ) veya antasitler.

    Cerrahi Tedavi: Büyük veya komplikasyonlu fıtıklarda fıtığın onarımı ve diyaframın güçlendirilmesi.

    KomplikasyonlarReflü, yemek borusunda hasar (özofajit), Barrett özofagusu, mide tıkanıklığı, mide dokusunun sıkışarak nekroza gitmesi.
    Önleme YöntemleriSağlıklı kilo kontrolü, karın içi basıncı artıran durumlardan kaçınma, yemek sonrası hemen yatmama, sık ve küçük öğünler tüketme, sigara bırakma.
    Kimlerde Görülür?Genellikle 50 yaş üzeri bireylerde, kadınlarda daha sık görülür.

    Mide fıtığının tıbbi anlayışı yüzyıllar boyunca gelişmiş ve önemli bilimsel ilerlemelerle şekillenmiştir. İlk kez 16. ve 17. yüzyıllarda Ambroise Paré Jean-Louis Petit ve Lazarus Riverius gibi tıp öncüleri yemek borusu açıklığını içeren diyafram fıtığı vakalarını tanımlamışlardır. Daha sonra 1769 yılında Giovanni Battista Morgagni ön konjenital mide fıtıklarıyla ilgili önemli gözlemler yapmış ve bu vakaları retrosternal defektlerle ilişkilendirmiştir.

    19.yüzyılda tanısal yöntemlerdeki ilerlemeler mide fıtığı anlayışını ileriye taşımıştır. Henry Ingersoll Bowditch’in 1853 yılında yayımladığı “Diyafram Fıtığı Üzerine Bir İnceleme” adlı çalışması mide fıtığını ayrıntılı bir şekilde karakterize eden ilk kapsamlı bilimsel eserdir. 1904 yılında H. Eppinger yaşayan bir hastada mide fıtığı teşhisi koyan ilk kişi olarak tanınır. 1908’de baryumlu gastrointestinal incelemeler radyolojik görüntüleme yoluyla tanıda büyük bir yenilik sağlamıştır.

    Cerrahi müdahalelere olan ilgi 20. yüzyılın başlarında artmıştır. Angelo Soresi 1919 yılında mide fıtığını abdominal bir yaklaşımla tedavi ederek bu konuda bir ilk gerçekleştirmiştir. Aynı dönemde mide fıtığı ile gastroözofageal reflü arasındaki ilişki daha iyi anlaşılmış ve bu durum “kardiyoözofageal gevşeme” olarak tanımlanmıştır. Ake Akerlund ise 1926 yılında “mide fıtığı” terimini ortaya atarak bu durumu üç kategoriye ayırmıştır: doğuştan kısa özofagus paraözofageal fıtıklar ve diğer türler.

    20.yüzyılın ortaları cerrahi tekniklerin ilerlemesiyle karakterize edilmiştir. Philip Allison fıtığın alt özofagus üzerinde diyaframın büzülme etkisini bozarak mide yanması ve hazımsızlığa yol açtığını göstermiştir. 1955’te Rudolph Nissen fundoplikasyon olarak bilinen antireflü cerrahisini geliştirmiştir.

    Mide Fıtığı Çeşitleri Nelerdir?

    Mide fıtığı, midenin bir bölümünün diyaframdan göğüs boşluğuna kaymasıyla oluşur. Türüne göre belirtileri ve tedavi yöntemleri değişebilir:

    • Kayma Tipi (Sliding) Mide Fıtığı: En yaygın türdür. Mide ve yemek borusu birleşim noktası göğüs boşluğuna kayar. Reflü ile sık ilişkilidir.
    • Paraözofageal Mide Fıtığı: Daha nadirdir. Mide, yemek borusunun yanından yukarı kayar; boğulma ve kanama riski taşır.
    • Miks Tip: Hem kayma tipi hem paraözofageal fıtığın bir arada bulunduğu durumdur.
    • Dev Hiatal Herni: Midenin büyük kısmı veya diğer organlarla birlikte göğüs boşluğuna geçmesidir; cerrahi gerektirir.

    Mide Fıtığının Nedenleri Nelerdir?

    YouTube player

    Mide fıtığı oluşumunda birçok anatomik fizyolojik ve çevresel faktör rol oynamaktadır. Bu faktörler genetik yatkınlıktan yaşam tarzı alışkanlıklarına kadar geniş bir yelpazede değerlendirilir.

    Diyafram karın ve göğüs boşluklarını ayıran önemli bir kas yapısıdır. Özofagus hiatusu adı verilen açıklık yemek borusunun mideye bağlanmasını sağlar. Bu bölgedeki bağ dokusu ve kasların zayıflaması mide fıtığına zemin hazırlar. Özellikle yaşlanma sürecinde bu yapıların dayanıklılığının azalması yaşlı bireylerde mide fıtığı görülme sıklığını artırır. Ayrıca doğumsal anomaliler genç yaşta bile bu sorunun ortaya çıkmasına neden olabilir.

    Karın içi basıncı artıran durumlar mide fıtığının başlıca nedenlerindendir. Ağır kaldırma sürekli eğilme kronik öksürük kabızlık veya zorlayıcı kusma gibi aktiviteler bu basıncı artırarak mideyi yukarı iter. Obezite karın bölgesindeki yağlanma nedeniyle sürekli bir basınç yaratarak riski daha da artırır.

    Kronik reflü hastalığı gibi durumlar yemek borusunda iltihaplanma ve fibrozisle sonuçlanarak borunun kısalmasına yol açabilir. Bu durum mide ve özofagus arasındaki bileşkenin göğüs boşluğuna kaymasını kolaylaştırarak mide fıtığı gelişimine katkıda bulunur.

    Bağ dokusu hastalıkları özellikle kolajen anormallikleri özofagus hiatusunun zayıflamasına neden olabilir. Bu durum mide fıtıklarının ailevi geçişini açıklayan önemli bir faktördür.

    Sigara içmek diyafram ve yemek borusu sfinkterinin zayıflamasına neden olarak mide fıtığı riskini artırır. Sedanter yaşam tarzı büyük porsiyonlarda yemek yeme ve yağlı yiyecekler tüketme gibi alışkanlıklar da bu riski artırabilir.

    Karın bölgesine alınan travmalar veya cerrahi müdahaleler diyafram ve hiatusun anatomik bütünlüğünü bozarak mide fıtığına neden olabilir.

    Mide Fıtığı Ne Kadar Yaygındır?

    Mide fıtığı toplumda farklı oranlarda görülebilen bir sağlık problemidir. Genel popülasyonda mide fıtığı sıklığı kullanılan tanı yöntemleri ve incelenen popülasyonun özelliklerine bağlı olarak %10 ile %80 arasında değişmektedir. Örneğin Multi-Ethnic Study of Atherosclerosis (MESA) çalışmasında kontrastsız bilgisayarlı tomografi (BT) ile 53-94 yaş grubunda mide fıtığı sıklığı %9,9 olarak raporlanmıştır. Buna karşılık Suudi Arabistan’da yapılan geniş ölçekli bir endoskopi çalışmasında sıklığın %29,8’e ulaştığı bildirilmiştir. Bu farklılıklar tanı yöntemleri ve popülasyon özelliklerinin önemini açıkça ortaya koymaktadır.

    Yaşa bağlı olarak mide fıtığı sıklığının belirgin şekilde arttığı bilinmektedir. MESA çalışmasına göre 50-59 yaş grubunda %2,4 olan mide fıtığı sıklığı 70-79 yaş grubunda %14’e ve 80-89 yaş grubunda %16,6’ya kadar yükselmektedir. Bu artış yaşlanmaya bağlı diyafram kaslarının zayıflaması ve karın içi basıncın artması ile ilişkilendirilir.

    Cinsiyet farklılıklarına ilişkin veriler ise çelişkilidir. MESA çalışması kadınlarda mide fıtığı sıklığını (%12,7) erkeklerden (%7,0) daha yüksek bulmuştur. Ancak Suudi Arabistan’daki endoskopi çalışmasında anlamlı bir cinsiyet farkı bulunmamıştır. Bu çelişkili sonuçlar popülasyon farklılıkları ve çalışma yöntemleriyle açıklanabilir.

    Obezitenin mide fıtığı oluşumunda rol oynadığı sıklıkla vurgulanır. Özellikle karın içi basıncı artıran abdominal yağlanma bu duruma katkıda bulunabilir. Ancak VKİ ile mide fıtığı arasındaki ilişki üzerine yapılan çalışmalar farklı sonuçlar göstermiştir. Bazı çalışmalarda obezite mide fıtığı ilerlemesiyle ilişkilendirilirken diğerlerinde anlamlı bir bağlantı bulunamamıştır.

    Etnik ve coğrafi faktörler de mide fıtığı sıklığını etkileyebilir. Batı toplumlarında bu durum daha yaygınken kırsal Afrika topluluklarında daha nadir görülmektedir. Bu fark genetik özellikler diyet ve yaşam tarzı gibi faktörlerle ilişkilendirilir.

    7/24 WhatsApp İçin Tıklayın!

    7/24 WhatsApp İçin Tıklayın!

      İletişim Formu Kapsamında İşlenecek Kişisel Verilerinize İlişkin Aydınlatma Metnini okumak için tıklayınız.

      *En iyi şekilde geri dönüş yapabilmemiz için tüm alanları doldurmanızı öneririz.

      Mide Fıtığının Oluşum Süreci Nasıldır?

      Mide fıtığı yemek borusu açıklığının anatomik yapısındaki bozulmalar ve fizyolojik dengelerdeki değişiklikler sonucunda meydana gelir. Diyaframdaki özofageal hiatus yemek borusu ile midenin birleşim yerini destekleyen karmaşık bir anatomik yapıdır. Bu yapının işlevindeki bozulmalar mide fıtığına zemin hazırlayabilir.

      Mide fıtığının oluşumunda en önemli faktörlerden biri özofageal hiatustaki açıklığın genişlemesidir. Bu genişleme genetik yatkınlık, bağ dokusu bozuklukları veya yaşlanmaya bağlı olarak ortaya çıkabilir. Kolajen ve elastin liflerinde meydana gelen değişiklikler, açıklığın esnekliğini ve dayanıklılığını azaltarak mide fıtığı gelişimini kolaylaştırır. Özellikle kolajen Tip III/Tip I oranındaki artış dokuların yapısal bütünlüğünü zayıflatır.

      Artmış karın içi basıncı mideyi özofageal hiatustan yukarı iten önemli bir mekanizmadır. Obezite, hamilelik, kronik öksürük, ağır kaldırma ve kabızlık sırasında ıkınma gibi durumlar bu basıncı artırabilir. Karın içi basıncın sürekli yüksek olması özellikle mide fıtığına yatkın kişilerde diyaframdaki destek mekanizmalarını zayıflatır.

      Yemek borusunun kısalması da mide fıtığı oluşumuna katkıda bulunabilir. Kronik gastroözofageal reflü yemek borusunda iltihaplanma ve fibrozis oluşturarak bu organın kısalmasına yol açabilir. Kısalan yemek borusu mideyi yukarı çekerek göğüs boşluğuna taşır. Ayrıca vagus sinirinin aşırı uyarılması yemek borusunun kasılmasına neden olarak bu süreci hızlandırabilir.

      Ekstraselüler matristeki kolajen ve elastin dengesi özofageal hiatustaki yapısal bütünlüğün korunmasında kritik öneme sahiptir. Elastin kaybı veya kolajen metabolizmasındaki bozulmalar frenözofageal bağın ve diyafram kaslarının destekleyici kapasitesini zayıflatır. Matriks metalloproteinazlar (MMP’ler) gibi enzimlerin artışı bu bağ dokusu elemanlarının parçalanmasına neden olarak mide fıtığı oluşumuna katkıda bulunur.

      Mide Fıtığının Belirtileri Nelerdir?

      YouTube player

      Mide fıtığı farklı bireylerde çeşitli belirtilerle kendini gösterebilir. En yaygın semptomlardan biri mide yanmasıdır. Bu durum mide asidinin yemek borusuna geri kaçması nedeniyle göğüste yanma hissi şeklinde ortaya çıkar. Fıtık alt özofagus sfinkterinin (LES) işlevini bozarak reflüye neden olabilir. LES’in düzgün çalışamaması durumunda mide asidi yemek borusunu tahriş eder ve bu sık tekrarlayan mide yanmasına yol açar.

      Bunun yanı sıra regürjitasyon adı verilen bir belirti de görülebilir. Regürjitasyon mide içeriğinin ağıza veya boğaza geri gelmesiyle ekşi veya acı bir tat hissine neden olur. Özellikle yemek sonrası bu durum oldukça rahatsız edici olabilir. Bazı hastalarda yutma güçlüğü (disfaji) de ortaya çıkabilir. Bu belirti fıtığın yemek borusunu daraltması veya yemek borusunda asit kaynaklı iltihaplanma ve yara izi oluşumuna bağlıdır.

      Mide fıtığına bağlı göğüs ağrısı kalp problemleriyle karıştırılabilecek kadar şiddetli olabilir. Bu durum genellikle reflüden kaynaklanan yemek borusu tahrişi veya fıtığın kendisiyle ilişkilidir. Aynı şekilde karın ağrısı özellikle yemeklerden sonra midenin yer değiştirmesiyle ilişkilendirilebilir.

      Erken doyma ve şişkinlik hissi de mide fıtığının belirtileri arasında yer alır. Midenin kapasitesindeki azalma ve anatomik değişiklikler bu duruma yol açabilir. Şiddetli vakalarda nefes darlığı görülebilir. Bu belirti fıtığın akciğerler üzerinde baskı yapmasıyla ilişkilidir ve genellikle büyük fıtıklarda ortaya çıkar.

      Bulantı ve kusma özellikle fıtığın mide çıkışını tıkadığı durumlarda belirginleşir. Kansızlık ise kronik kan kaybına bağlı olarak gelişebilir ve genellikle yorgunluk halsizlik gibi belirtilerle fark edilir.

      Bazı bireylerde ses kısıklığı ve kronik öksürük de görülebilir. Bu durum asit reflünün gırtlak ve solunum yollarını tahriş etmesiyle ilişkilidir.

      Mide Fıtığı Nasıl Teşhis Edilir?

      Mide fıtığının teşhisinde temel yaklaşım detaylı bir tıbbi öykü ve fizik muayene ile başlar. Hastaların çoğu mide yanması, reflü, göğüs ağrısı veya yutma güçlüğü gibi semptomlarla başvurabilir. Ancak birçok hasta asemptomatik olabileceği için tanıda görüntüleme yöntemleri kritik bir rol oynar. Aşağıda en sık kullanılan teşhis yöntemleri açıklanmıştır:

      • Baryumlu Yutma Grafisi (Üst Gastrointestinal Seri):

      Bu görüntüleme yöntemi baryum içeren bir kontrast maddenin yutulmasıyla gerçekleştirilir. Özofagus ve midenin yapısal özelliklerini incelemek için oldukça etkilidir. Fıtığın boyutu yeri ve anatomik özellikleri detaylı bir şekilde değerlendirilebilir. Ayrıca bu yöntem özofagus motilite bozukluklarını tespit etme açısından da faydalıdır.

      • Üst Endoskopi (Özofagogastroduodenoskopi – EGD):

      Endoskopi özofagus ve mide mukozasının doğrudan incelenmesini sağlar. Mukozal erozyonlar ülserler ve mide fıtıklarıyla ilişkili Cameron lezyonları gibi anormalliklerin saptanmasında önemli bir yöntemdir. Fıtığın boyutunu değerlendirme ve eşlik eden komplikasyonları belirleme açısından endoskopi tanıda altın standart olarak kabul edilir.

      • Yüksek Çözünürlüklü Özofagus Manometrisi:

      Bu test özofagusun basınç dinamiklerini ve motilitesini ölçerek özellikle cerrahi müdahale planlandığında yardımcı bir araçtır. Mide fıtığının yanı sıra özofagus motilite bozukluklarını değerlendirmek için kullanılır.

      • Özofagus pH İzleme:

      24 saatlik pH ölçümü gastroözofageal reflü hastalığı ile ilişkili mide fıtıklarının değerlendirilmesinde önemli bir rol oynar. Özellikle reflü belirtileri olan hastalarda asit maruziyetini ölçmek için tercih edilir.

      • Bilgisayarlı Tomografi (BT) Taraması:

      BT taramaları özellikle büyük fıtıklar veya diğer organların da dahil olduğu komplike durumlarda detaylı bilgi sağlar. Tip IV fıtıklarda mide volvulusu veya boğulma gibi acil durumların teşhisinde kritik öneme sahiptir.

      Mide Fıtığı Elle Belli Olur Mu?

      Mide fıtığı genellikle iç organlarda meydana geldiği için dışarıdan elle hissedilmez. Bu fıtık türü, midenin diyaframdan yukarı doğru kaymasıyla oluşur ve fizik muayene ile değil, endoskopi, baryumlu grafi veya görüntüleme yöntemleriyle teşhis edilir. Şişlik gibi dış belirti vermemesi nedeniyle mide fıtığı, genellikle reflü benzeri şikâyetlerle fark edilir. Tanı için mutlaka doktor değerlendirmesi gerekir.

      Mide Fıtığı Dışarıdan Belli Olur Mu?

      Mide fıtığı, iç organlarda meydana geldiği için dışarıdan gözle görülmez veya elle hissedilmez. Genellikle dışarıya yansıyan bir şişlik oluşturmaz. Belirtileri arasında mide yanması, reflü, göğüs ağrısı ve yutma güçlüğü bulunur. Tanı, endoskopi veya görüntüleme yöntemleriyle konur. Bu nedenle, mide fıtığı şüphesi olan kişilerin doktor muayenesiyle kesin tanı alması önemlidir.

      Mide Fıtığı Öldürür Mü?

      Mide fıtığı genellikle yaşamı tehdit etmez; çoğu hasta hafif belirtilerle yaşar ve medikal tedaviyle kontrol sağlanabilir. Ancak nadiren, fıtığın boğulması veya mide torsiyonu gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Bu durumlar kan akışının kesilmesine ve doku ölümüne yol açarak hayati risk oluşturabilir. Şiddetli göğüs ağrısı, yutma güçlüğü, kusma gibi belirtilerde acil tıbbi müdahale gereklidir. Erken tanı ve tedaviyle riskler büyük ölçüde önlenebilir.

      Detaylı bilgi ve randevu için iletişime geçin!

      Mide Fıtığı Ameliyatı Nedir?

      Mide fıtığı ameliyatı, midenin göğüs boşluğuna kayan kısmının karın boşluğuna geri yerleştirilmesi ve diyafram açıklığının onarılması işlemidir. En yaygın yöntem “laparoskopik fundoplikasyon”dur; bu işlemde mide üst kısmı yemek borusunun etrafına sarılarak reflü önlenir. Ameliyat genel anestezi altında yapılır, genellikle 1-2 gün hastanede kalınır. Cerrahi sonrası beslenme düzeni geçici olarak değiştirilir ve fiziksel kısıtlamalara dikkat edilmelidir.

      Mide Fıtığı Nasıl Ameliyat Edilir?

      Mide Fıtığı Nedir? Belirtileri, Nedenleri ve Ameliyatı

      Mide fıtığının tedavisinde kullanılan yöntemler hastanın semptomlarının şiddetine fıtığın boyutuna ve komplikasyonların varlığına göre bireyselleştirilir. Tedavi genellikle üç ana başlıkta ele alınır: yaşam tarzı değişiklikleri ilaç tedavisi ve cerrahi müdahaleler.

      Tedavinin ilk adımı semptomların kontrol altına alınmasını hedefleyen yaşam tarzı düzenlemeleridir. Baharatlı yiyecekler kafein ve alkol gibi mide asidini artırabilecek gıdalardan kaçınmak yemeklerin küçük porsiyonlar halinde tüketilmesi ve yemek sonrası hemen yatmaktan kaçınılması önerilir. Ayrıca sağlıklı bir kiloya ulaşmak ve yatağın başını yükselterek gece reflü semptomlarını azaltmak da etkili yöntemlerdendir.

      İlaç tedavisinde ise proton pompası inhibitörleri (PPİ’ler) ve H2 reseptör blokörleri gibi mide asidini azaltan ilaçlar kullanılır. Bu ilaçlar hem reflü semptomlarını hafifletir hem de özofagus hasarını önlemeye yardımcı olur.

      Yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavisi yeterli olmadığında cerrahi müdahaleler gündeme gelir. Cerrahi seçenekler arasında en sık uygulanan yöntem Nissen fundoplikasyonudur. Bu prosedürde mide fundusu alt özofageal sfinkterin (LES) etrafına sarılarak reflü önlenir ve fıtık onarılır. İşlem genellikle laparoskopik olarak gerçekleştirilir ve bu yöntem daha hızlı iyileşme süresi sunar.

      Kısmi fundoplikasyon yöntemleri özellikle disfaji riskinin yüksek olduğu hastalarda tercih edilir. Toupet fundoplikasyonu ve Dor fundoplikasyonu özofagus fonksiyonunun korunmasına yönelik daha az invaziv seçeneklerdir.

      Alternatif olarak laparoskopik mide fıtığı onarımı minimal invaziv bir yöntem olarak öne çıkar. Bu işlemde fıtıklaşmış mide karın boşluğuna çekilir ve diyaframdaki açıklık onarılır. Daha az invaziv bir seçenek olan transoral insizyonsuz fundoplikasyon (TIF) ise küçük mide fıtıkları için uygundur.

      Mide Fıtığı Komplikasyonları Nelerdir?

      Mide fıtığı tedavi edilmediğinde ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Bu komplikasyonlar semptomların şiddeti ve fıtığın tipi ile doğrudan ilişkilidir. Özellikle büyük fıtıklarda ve gastroözofageal reflü (GERD) gibi belirtilerin eşlik ettiği durumlarda bu risk daha fazladır.

      • Gastroözofageal Reflü Hastalığı (GERD):

      Mide fıtığı alt yemek borusu sfinkterinin işlevini bozarak mide asidinin yemek borusuna geri kaçmasına neden olabilir. Bu durum mide yanması asidik içeriğin ağıza gelmesi ve göğüs ağrısı gibi semptomlarla kendini gösterir. GERD mide fıtığının en yaygın komplikasyonlarından biridir.

      • Özofajit:

      GERD’nin uzun süre tedavi edilmemesi durumunda yemek borusunun astarı sürekli asit maruziyetine uğrar ve bu durum iltihaplanma (özofajit) ile sonuçlanır. Özofajit tedavi edilmezse yemek borusunda ülserler ve kanamalar gelişebilir.

      • Yemek Borusu Darlığı (Striktür):

      Kronik iltihaplanma ve iyileşme süreçleri yemek borusunda skar dokusu oluşumuna yol açabilir. Bu durum yemek borusunun daralmasına ve yutma güçlüğüne neden olur.

      • Barrett Özofagusu:

      Uzun süreli asit maruziyeti yemek borusu hücrelerinde değişikliklere neden olabilir. Barrett özofagusu adı verilen bu durum yemek borusu kanseri riskini artırır.

      • Demir Eksikliği Anemisi:

      Yemek borusundaki kronik ülserler düşük düzeyde ancak sürekli kan kaybına neden olabilir. Bu durum halsizlik yorgunluk ve solukluk gibi belirtilerle kendini gösteren demir eksikliği anemisi ile sonuçlanabilir.

      • Mide Volvulusu:

      Paraözofageal mide fıtıklarında mide kendi ekseni etrafında dönerek volvulus adı verilen ciddi bir komplikasyona neden olabilir. Şiddetli ağrı kusamama ve acil cerrahi müdahale gerektiren bu durum hayati risk taşır.

      • Boğulma (Strangülasyon):

      Fıtık bölgesindeki mide dokusu sıkışarak kan akışı kesilebilir. Bu durum dokularda nekroz ve delinme ile sonuçlanabilir. Bu acil bir cerrahi müdahale gerektirir.

      • Solunum Problemleri:

      Büyük mide fıtıkları akciğerlere baskı yaparak nefes darlığına yol açabilir. Özellikle yemeklerden sonra bu semptomlar belirgin hale gelir.

      Mide Fıtığı Tedavisi Ne Zaman Yapılabilir?

      Mide fıtığının tedavi süreci fıtığın tipi, semptomların şiddeti ve komplikasyonların varlığı gibi çeşitli faktörlere bağlıdır. Tip I (kayma tipi) mide fıtıkları genellikle hafif seyirlidir ve çoğu zaman cerrahi müdahale gerektirmez. Bu tür fıtıklar için tedavi semptomları kontrol altına almayı hedefler. Yaşam tarzı değişiklikleri mide asidini azaltmaya yönelik ilaç tedavisiyle desteklenir. Reflüye bağlı mide yanması ve yemek borusu hasarı gibi sorunlar ön plandaysa proton pompa inhibitörleri veya H2 reseptör blokerleri sıklıkla kullanılır.

      Tip II III ve IV mide fıtıklarında ise daha farklı bir yaklaşım gerekebilir. Bu tür fıtıklarda mide fundusunun veya diğer organların göğüs boşluğuna doğru kayması ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Özellikle disfaji (yutma güçlüğü), göğüs ağrısı, kronik reflü veya midenin sıkışması durumlarında cerrahi müdahale önerilir. Semptomlar tedaviye dirençli olduğunda veya komplikasyon riski yüksekse cerrahi hem semptomları hafifletmek hem de uzun vadede ciddi sağlık sorunlarının önüne geçmek için gereklidir.

      Komplikasyonların varlığı tedavi sürecini belirleyen önemli bir faktördür. Boğulma (mideye giden kan akımının kesilmesi) veya volvulus (midenin dönmesi) gibi acil durumlar hızlı cerrahi müdahale gerektirir. Ayrıca Cameron lezyonlarına bağlı kronik kan kaybı sonucu gelişen anemi veya fıtık nedeniyle mide çıkışında tıkanıklık gibi durumlarda da cerrahi tedavi tercih edilir.

      Cerrahi prosedür seçiminde hastanın genel sağlık durumu, yaş, eşlik eden hastalıklar ve obezite gibi faktörler dikkatle değerlendirilir. Yaşlı veya obez hastalarda tedavi bu faktörlere özel olarak planlanır. Modern cerrahi teknikler sayesinde mide fıtığı tedavisinde başarı oranı oldukça yüksektir ve hastaların yaşam kalitesi belirgin şekilde iyileştirilebilir.

      Mide Fıtığı Tedavisi Ne Zaman Yapılamaz?

      Mide fıtığı tedavisinde hedef semptomları hafifletmek, yaşam kalitesini artırmak ve komplikasyonları önlemektir. Tedavi yöntemleri hastanın genel sağlık durumu fıtığın boyutu ve semptomların şiddeti dikkate alınarak planlanır.

      Mide fıtığı ile ilişkili hafif semptomlar yaşayan hastalarda yaşam tarzı değişiklikleri genellikle ilk adımı oluşturur. Kilo vermek yatak başını yükseltmek ve asidik ya da yağlı gıdalardan kaçınmak gibi basit önlemler etkili olabilir. Bunlara ek olarak mide asidini azaltan ilaçlar özellikle proton pompası inhibitörleri (PPI’lar) ve H2 reseptör antagonistleri gastroözofageal reflü semptomlarının kontrolünde yaygın olarak kullanılır. Ancak bu ilaçların uzun süreli kullanımında kemik yoğunluğunun azalması veya enfeksiyon riskinin artması gibi potansiyel yan etkiler göz önünde bulundurulmalıdır.

      Semptomları konservatif yöntemlerle kontrol altına alınamayan hastalar ya da büyük mide fıtıkları bulunan bireyler için cerrahi tedavi düşünülmelidir. Laparoskopik fundoplikasyon en sık uygulanan yöntemdir ve minimal invaziv doğası nedeniyle hızla iyileşme sağlar. Cerrahi fıtığın boyutuna ve hastanın genel sağlık durumuna göre özelleştirilir. Ancak ciddi komorbiditeleri olan hastalarda ya da özofagus motilite bozuklukları gibi durumlarda cerrahinin riskleri göz önüne alınarak karar verilmelidir.

      Geleneksel cerrahiye alternatif olarak transoral insizyon gerektirmeyen fundoplikasyon (TIF) gibi daha az invaziv yöntemler tercih edilebilir. Ancak bu yöntemler genellikle küçük ve orta boy fıtıklar için uygundur ve ileri özofagus patolojilerinde yetersiz kalabilir.

      Mide Fıtığı İyileşme Süreci Nasıldır?

      İyileşme SüresiAçık cerrahide iyileşme süreci 4-6 hafta; laparoskopik cerrahide ise 2-3 haftadır. Tam iyileşme 6 haftayı bulabilir.
      Ağrı ve RahatsızlıkGöğüs ve karın üst bölgesinde ağrı, gaz birikimine bağlı rahatsızlık olabilir. Ağrı kesiciler ve gaz giderici ilaçlarla kontrol sağlanabilir.
      Fiziksel Aktiviteİlk 2 hafta istirahat ve hafif hareket önerilir. 4-6 hafta boyunca ağır kaldırmaktan ve eğilmekten kaçınılmalıdır.
      Dikiş BakımıLaparoskopik cerrahide küçük kesiler olur; pansumanın temiz ve kuru tutulması gerekir. Dikişler genellikle kendiliğinden erir.
      İş Hayatına DönüşMasa başı işlere 2 hafta içinde dönülebilir. Fiziksel güç gerektiren işlerde 4-6 hafta istirahat gerekir.
      BanyoKesiler suya dayanıklıysa 48 saat sonra duş alınabilir. Açık cerrahilerde daha uzun süre beklenmesi gerekebilir.
      Beslenmeİlk 2 hafta sıvı veya püre diyet uygulanır. Sonraki haftalarda yavaş yavaş katı gıdaya geçilir. Aşırı yemek yemekten, gazlı ve asitli içeceklerden kaçınılmalıdır.
      Yutma Güçlüğüİlk haftalarda hafif yutma zorluğu olabilir. Genellikle geçicidir; devam ederse doktor bilgilendirilmelidir.
      Yatış PozisyonuBaş ve gövde kısmı yükseltilmiş şekilde yatmak önerilir. Bu pozisyon mide asidinin yukarı çıkmasını önler.
      KomplikasyonlarEnfeksiyon, kanama, gaz şişkinliği sendromu, yutma güçlüğü, tekrarlayan fıtık gibi komplikasyonlar görülebilir.
      Kontrol MuayenesiAmeliyattan 1-2 hafta sonra kontrol randevusu önerilir. Takip muayeneleri doktorun yönlendirmesine göre yapılmalıdır.
      Cinsel AktiviteKarın içi basıncı artıracak aktivitelerden 2-3 hafta süreyle kaçınılmalıdır. Şikayet yoksa yavaş bir geçiş yapılabilir.

      Mide fıtığı cerrahisi sonrası iyileşme süreci ameliyat öncesi hazırlıklar ve sonrasında uygulanan protokollerle yakından ilişkilidir. Ameliyat Sonrası Hızlandırılmış İyileşme Protokolleri (ERAS) bu süreçte hastaların daha hızlı toparlanmasını ve yaşam kalitesinin artmasını sağlamaktadır. Bu protokoller hasta eğitimi, minimal invaziv tekniklerin kullanımı ve komplikasyon yönetiminde etkin yaklaşımlar içerir. Özellikle laparoskopik yöntemlerle yapılan mide fıtığı onarımlarında ERAS protokolleri sayesinde hastalar genellikle aynı gün taburcu edilebilir ve normal aktivitelerine daha kısa sürede dönebilir.

      Cerrahi işlem sonrasında en sık karşılaşılan sorunlardan biri disfajidir (yutma güçlüğü). Çoğu hasta için bu durum geçicidir ve genellikle birkaç ay içinde kendiliğinden düzelir. Ancak kalıcı disfaji durumlarında cerrahi veya yapısal bir neden olup olmadığını değerlendirmek için ileri tetkikler gerekebilir. Bunun yanı sıra gaz ve şişkinlik sendromu da hastaların yaşam kalitesini etkileyebilir. Bu durum diyet değişiklikleri ve yaşam tarzı önerileriyle genellikle kontrol altına alınabilir. Daha nadir görülen ancak önemli bir komplikasyon ise mide fıtığının tekrarlamasıdır. Özellikle yüksek karın içi basıncına neden olabilecek durumlar bu riski artırabilir.

      Ameliyat sonrası dönemde hastaların sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemesi iyileşme sürecini hızlandırır ve cerrahi başarıyı uzun vadede destekler. Beslenme düzenlemeleri bu sürecin önemli bir parçasıdır. Küçük porsiyonlar sık öğünler ve reflüyü tetikleyebilecek gıdalardan kaçınılması önerilir. Ayrıca fiziksel aktivite planlaması, iyileşmeyi desteklerken olası komplikasyonların önlenmesine yardımcı olur. Hafif yürüyüşler önerilirken ağır fiziksel aktivitelerden ve ağır kaldırmadan kaçınılması gerektiği hatırlatılır.

      Ameliyat sonrası düzenli doktor kontrolleri olası komplikasyonların erken teşhis ve tedavisi için kritik öneme sahiptir. Hastaların herhangi bir rahatsızlık hissetmeleri durumunda vakit kaybetmeden sağlık profesyonellerine başvurmaları önerilir.

      Mide Fıtığı Nasıl Önlenir?

      Mide fıtığının önlenmesi risk faktörlerinin kontrol altına alınması ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesiyle mümkündür. Obezite mide fıtığı riskini artıran en önemli etkenlerden biridir. Bu nedenle sağlıklı bir kilo korunması oldukça önemlidir. Dengeli bir diyet uygulamak düzenli egzersiz yapmak ve aşırı kilo alımını önlemek mide fıtığının oluşum riskini azaltabilir.

      Beslenme alışkanlıkları da bu süreçte önemli bir rol oynar. Daha küçük ve sık öğünler tüketmek mideyi gereğinden fazla genişletmemenizi sağlar. Bunun yanında baharatlı yiyecekler kafein ve alkol gibi reflüyü tetikleyen gıdalardan uzak durmak yemek borusundaki tahrişi önlemede yardımcıdır. Yemeklerden hemen sonra uzanmak yerine dik pozisyonda kalmak mide içeriğinin yukarı doğru hareketini engelleyebilir.

      Karın içi basıncını artıran ağır kaldırma veya zorlanma gibi aktivitelerden kaçınılması da önemlidir. Günlük yaşamda doğru kaldırma tekniklerini kullanmak ve aşırı zorlanmalardan kaçınmak mide fıtığı riskini azaltabilir. Ayrıca sigaranın bırakılması hem genel sağlık hem de mide fıtığının önlenmesi açısından büyük bir adımdır. Sigara diyafram kaslarının zayıflamasına ve reflü riskinin artmasına yol açar.

      Uyku sırasında mide asidinin yemek borusuna geri kaçmasını önlemek için yatağın baş kısmını yükseltmek etkili bir yöntemdir. Yine stresten kaçınmak ve stres yönetimi tekniklerini uygulamak dolaylı olarak mide fıtığını önlemeye yardımcı olabilir. Stres aşırı yeme veya sigara gibi zararlı alışkanlıkları tetikleyerek mide fıtığı riskini artırabilir.

      Düzenli tıbbi kontroller ve gastroözofageal reflü gibi hastalıkların erken teşhisi mide fıtığının önlenmesinde kritik öneme sahiptir. Reflü şikayeti olan bireylerde uygun ilaç tedavisi mide asidinin kontrol altına alınmasına ve yemek borusundaki tahrişin azaltılmasına katkı sağlar. Sağlıklı alışkanlıklar erken teşhis ve uygun tedavi, mide fıtığının önlenmesinde temel taşlardır.

      Türkiye’nin En İyi Mide Fıtığı Ameliyatı Yapan Doktorlara Sahip Olmasının Nedenleri

      • Genel cerrahi alanında uzman hekimler: Türkiye’de göbek fıtığı (umbilikal herni) cerrahisinde deneyimli, laparoskopik ve açık cerrahi konusunda uzman birçok doktor bulunmaktadır.
      • Modern cerrahi teknikler: Laparoskopik (kapalı) yöntemler, ağrıyı azaltan ve iyileşmeyi hızlandıran özel yama teknikleri (mesh) yaygın olarak kullanılmaktadır.
      • Yüksek başarı ve düşük komplikasyon oranı: Ameliyat sonrası nüks (tekrarlama) oranı düşüktür; enfeksiyon ve komplikasyonlar nadirdir.
      • Hızlı tanı ve planlama: Muayene, görüntüleme ve ameliyat süreci hızlı ve organize şekilde ilerler.
      • Donanımlı cerrahi merkezler: Hem kamu hem özel hastanelerde teknolojik açıdan güçlü ameliyathaneler ve sterilizasyon sistemleri mevcuttur.
      • İyileşme sürecinin yakından takibi: Ameliyat sonrası kontroller düzenli yapılır; hastaya özel beslenme ve hareket önerileriyle iyileşme desteklenir.
      • Erişilebilir sağlık hizmeti: Gelişmiş cerrahi hizmetler, birçok ülkeye kıyasla daha ekonomik fiyatlarla sunulmaktadır.

      Ortalama Mide Fıtığı Ameliyatı Fiyatları Ne Kadar ?

      Ortalama Mide Fıtığı Ameliyatı fiyatları hastanın durumuna, cerraha ve ameliyatın yapılacağı ile ( İstanbul, İzmir, Ankara vb) değişiklik gösterebilir.

      Mide Fıtığı Ameliyatı Yaptıranların Yorumları

      Dr. Ahmet Bekin'in hasta yorumları için Google Maps'e göz atabilirsiniz.

      Türkiye'de Mide Fıtığı Ameliyatı Yapan Doktorlar & Hastaneler

      Mide Fıtığı Ameliyatı Türkiye'de genel cerrahlar tarafından uygun alt yapıya sahip özel hastanelerde ve devlet hastanelerinde yapılır.

       

      İstanbul’daki Kliniğimizin Konumu

      Sıkça Sorulan Sorular

      Laparoskopik yöntemde çoğu vaka 2–3 saatte tamamlanır. Fıtığın boyutu ve hastanın genel sağlık durumu bu süreyi kısaltabilir veya uzatabilir.

      Mide fıtığı, midenin üst kısmının diyafram açıklığından göğüs boşluğuna kayması sonucunda oluşur ve genellikle mide yanması, göğüs ağrısı, hatta bazen nefes darlığı ile kendini gösterir. Rahatsızlık günlük hayat kalitesini düşürebilir. Mide fıtığı şüphesinde Genel Cerrahi uzmanına danışmak gerekir. Endoskopi gibi tetkiklerle tanı konduktan sonra ilaç veya cerrahi seçenek değerlendirilebilir.

      İlk günlerde sırtüstü ve başınızı hafifçe yükselterek yatmak uygundur. Bu şekilde mideye binen basınç azalır ve reflü şikâyetleri hafifleyebilir.

      Laparoskopik ameliyatta hastalar genellikle 1–2 gün içinde taburcu edilir. Ancak ek rahatsızlıklar varsa veya komplikasyon gelişirse süre uzayabilir.

      Fıtık büyüyerek kanama, demir eksikliği anemisi veya mide dokusunun sıkışması gibi problemlere yol açabilir. İhmal edildiğinde acil müdahale gerektiren ciddi sorunlar ortaya çıkabilir.

      Ağır yük kaldırmaktan, iri porsiyonlar tüketmekten ve yatmadan hemen önce yemek yemekten kaçınılmalıdır. Özellikle ilk haftalarda gaz yapıcı yiyecekleri azaltmak yararlı olur.

      Detaylı bilgi ve randevu için iletişime geçin!

      Blog Yazıları

      Safra Kesesi Ameliyatı Olanların Yorumları & Şikayetleri

      Dr. Ahmet Bekin » Safra Kesesi » Safra Kesesi Ameliyatı Olanların Yorumları & ŞikayetleriSafra kesesi [...]

      Mide Botoksu Yaptıranların Yorumları & Şikayetleri

      Dr. Ahmet Bekin » Mide Botoksu » Mide Botoksu Yaptıranların Yorumları & ŞikayetleriMide botoksu yaptıranların [...]

      Mide Fıtığı Ameliyatı Olanların Yorumları & Şikayetleri

      Dr. Ahmet Bekin » Mide Fıtığı » Mide Fıtığı Ameliyatı Olanların Yorumları & ŞikayetleriMide fıtığı [...]

      Kasık Fıtığı Ameliyatı Olanların Yorumları & Şikayetleri

      Dr. Ahmet Bekin » Kasık Fıtığı » Kasık Fıtığı Ameliyatı Olanların Yorumları & ŞikayetleriKasık fıtığı [...]

      Göbek Fıtığı Ameliyatı Olanların Yorumları & Şikayetleri

      Dr. Ahmet Bekin » Göbek Fıtığı » Göbek Fıtığı Ameliyatı Olanların Yorumları & ŞikayetleriGöbek fıtığı [...]

      Kasık Fıtığı Patlarsa Ne Olur?

      Dr. Ahmet Bekin » Kasık Fıtığı » Kasık Fıtığı Patlarsa Ne Olur?Kasık fıtığı “patlamaz” ifadesi [...]

      Ameliyatsız Kasık Fıtığı Tedavisi Mümkün mü?

      Dr. Ahmet Bekin » Kasık Fıtığı » Ameliyatsız Kasık Fıtığı Tedavisi Mümkün mü?Ameliyatsız kasık fıtığı [...]

      Kasık Fıtığı Ameliyatı ve İyileşmesi Ne Kadar Sürer?

      Dr. Ahmet Bekin » Kasık Fıtığı » Kasık Fıtığı Ameliyatı ve İyileşmesi Ne Kadar Sürer?Kasık [...]